Tapu Davaları
İnançlı İşlem Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası
1. Genel Bakış
Uygulamada özellikle borç teminatı, mal kaçırma şüphesi, aile içi güvene dayalı devirler veya ticari ortaklık ilişkileri nedeniyle sıkça karşılaşılan inançlı işlem, tarafların görünürdeki tapu devrinin ardında farklı bir amaç güttüğü hukuki ilişkidir. Tapuda malik görünen kişi ile gerçek malik arasındaki bu gizli anlaşma; iade, teminat veya yönetim amacıyla kurulur. Taşınmaz devredilen kişi (inanılan), devraldığı malvarlığını anlaşma koşullarına uygun biçimde kullanmayı, gerektiğinde devredene (inanana) iade etmeyi taahhüt eder.
İnanılanın taahhüdüne aykırı davranması halinde inanan taraf, tapu kaydının iptali ile kendi adına tescilini talep edebilir. İşte bu talep, inançlı işlem nedeniyle tapu iptal ve tescil davası olarak adlandırılır.
2. İnançlı İşlemin Tanımı ve Hukuki Niteliği
İnançlı işlem, bir kimsenin (inanan), belirli bir amacın gerçekleştirilmesi için malvarlığına dahil bir hak veya eşyayı başka bir kişiye (inanılan) devretmesi; inanılanın da bu hakkı kararlaştırılan amaç doğrultusunda kullanmayı ve amaç gerçekleştiğinde iade etmeyi taahhüt etmesinden oluşan işlemdir.
Burada karşımıza iki ayrı hukuki işlem çıkar:
- Kazandırıcı işlem (dış ilişki): Tapuda gerçekleştirilen resmi mülkiyet devri.
- İnanç sözleşmesi (iç ilişki): Taraflar arasındaki gerçek amacı, iade koşullarını ve kullanım biçimini düzenleyen anlaşma.
3. Hukuki Dayanak
İnançlı işlem, pozitif hukukumuzda ismen düzenlenmemiş olmakla birlikte aşağıdaki hükümler ve Yargıtay içtihadı çerçevesinde uygulama alanı bulmaktadır:
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 706 — Taşınmaz mülkiyetini nakil amaçlayan sözleşmelerin resmi şekilde yapılması zorunluluğu.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 237 — Taşınmaz satışında resmi şekil şartı.
- Noterlik Kanunu m. 60 ve m. 89 — Gayrimenkul satış vaadi ve inanç sözleşmelerinin noterde düzenlenme şekli bakımından.
- 6100 sayılı HMK m. 200 — Senetle ispat zorunluluğu.
- 05.02.1947 tarih ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı (İBK) — İnançlı işlemlerin ispatında yazılı delil aranacağına ilişkin temel içtihat.
4. İnançlı İşlemin Unsurları
- Geçerli bir kazandırıcı işlem: Tapuda yapılmış ve şeklen geçerli bir mülkiyet devri bulunmalıdır.
- İnanç sözleşmesi: Tarafların gerçek iradesini yansıtan, yazılı biçimde düzenlenmiş bir anlaşmanın varlığı.
- Belirli bir amaç: Teminat, yönetim, saklama gibi hukuken meşru bir amaç.
- İade taahhüdü: Amacın gerçekleşmesi veya sona ermesi halinde taşınmazın inanana iadesi yükümlülüğü.
5. İspat Kuralı: Yazılı Delil Zorunluluğu
İnançlı işleme dayanılarak açılan tapu iptal ve tescil davalarında en kritik konu ispat meselesidir. 05.02.1947 tarih ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, bu alandaki temel kaynaktır ve günümüzde de bağlayıcılığını korumaktadır.
“İnançlı muamelelerin ispatı, inanç sözleşmesinin yazılı delil ile kanıtlanmasına bağlıdır. Bu nitelikteki yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.”
— 05.02.1947 tarih, 20/6 sayılı YİBK
5.1. Aranan Yazılı Delil Türleri
- Tarafların imzasını taşıyan adi yazılı inanç sözleşmesi,
- Noterde düzenlenmiş veya onaylanmış inanç sözleşmesi,
- Tarafların yazışmaları, mektuplar, e-postalar (imza veya taraf iradesini kesin olarak yansıtan içerikler),
- Banka dekontları, ödeme belgeleri, senetler (yalnız başına yeterli değildir; destekleyici delildir).
5.2. Yazılı Delil Yoksa Ne Olur?
Yazılı delil bulunmadığı takdirde davacı, davalıya yemin teklif etme hakkını kullanabilir (HMK m. 225 vd.). Tanık dinletilmesi kural olarak mümkün değildir; ancak HMK m. 203’te sayılan istisnalar (usul hukukunda sayılan özel haller, hukuki işlemin kurulması sırasında yazılı delil alınmasına imkân bulunmayan haller, altsoy-üstsoy arasındaki işlemler vb.) söz konusuysa tanıkla ispat olanaklıdır.
6. Dava Şartları ve Usul
6.1. Görevli ve Yetkili Mahkeme
- Görevli Mahkeme: Asliye Hukuk Mahkemesi (HMK m. 2).
- Yetkili Mahkeme: Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi (HMK m. 12) — kesin yetki kuralıdır.
6.2. Davanın Tarafları
- Davacı: İnanan (tapuyu devreden ve iade talep eden taraf) veya onun külli/cüzi halefleri.
- Davalı: İnanılan ve varsa taşınmazı kötü niyetle devralan üçüncü kişiler. Birden fazla el değiştirme söz konusuysa tüm malikler davaya dahil edilmelidir (mecburi dava arkadaşlığı).
6.3. Harç ve Dava Değeri
Dava, konusu taşınmaz olduğundan nispi harca tabidir. Dava değeri, taşınmazın dava tarihindeki rayiç bedeli üzerinden belirlenir. Keşif ve bilirkişi incelemesi neredeyse her davada zorunlu hale gelir.
6.4. Zamanaşımı
İnançlı işleme dayalı iade talepleri, TBK m. 146 uyarınca 10 yıllık genel zamanaşımına tabidir. Zamanaşımının başlangıcı, inanılanın iade borcuna aykırı davrandığı veya iadeyi açıkça reddettiği tarihtir. Tapu iptal ve tescil talebinin ayni niteliği nedeniyle zamanaşımı itirazının ileri sürülebilirliği konusunda Yargıtay uygulamasında farklı görüşler bulunmakla birlikte, baskın görüş iade yükümlülüğünün zamanaşımına tabi olduğu yönündedir.
7. Üçüncü Kişiler ve İyi Niyet Sorunu
İnanılan, taşınmazı üçüncü bir kişiye devretmiş olabilir. Bu durumda TMK m. 1023 hükmü gündeme gelir: tapu kaydına iyi niyetle güvenen üçüncü kişilerin kazanımı korunur. Ancak Yargıtay’ın yerleşik uygulaması şöyledir:
- Üçüncü kişi kötü niyetli ise (inançlı işlemi biliyor veya bilmesi gerekiyorsa), ona karşı da tapu iptal ve tescil davası açılabilir.
- Muvazaa iddiası ile karıştırılmamalıdır: İnançlı işlemde görünürdeki devir geçerli olduğundan, üçüncü kişinin iyi niyeti TMK m. 1023 kapsamında değerlendirilir.
- Akrabalar arası düşük bedelli devirler, taşınmazın rayiç değerinin çok altında satışları, devirden kısa süre sonra yapılan işlemler gibi haller, kötü niyet karinesi olarak değerlendirilebilir.
8. Dava Dilekçesinde Dikkat Edilecek Hususlar
- Taraflar arasındaki inanç ilişkisi ve amacı açıkça anlatılmalı,
- Dayanılan yazılı delil dilekçe ekinde sunulmalı,
- Taşınmazın tapu kaydı (ada, parsel, pafta) eksiksiz yazılmalı,
- Tedbir talebi öne çıkarılmalı — dava devam ederken taşınmazın elden çıkarılmasını önlemek için ihtiyati tedbir ve tapu kaydına şerh istenmeli,
- Terditli talep olarak tazminat (rayiç bedel) talep edilebilir,
- Yemin hakkı saklı tutulmalıdır.
9. Yargılama Süreci: Adım Adım
| Aşama | Açıklama |
|---|---|
| 1. Dilekçe aşaması | Dava dilekçesi, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap (HMK m. 136). |
| 2. Ön inceleme | Dava şartları, yetki-görev, delil listesi, sulh görüşmesi. |
| 3. Tahkikat | Yazılı delillerin değerlendirilmesi, bilirkişi incelemesi, gerekirse keşif, tanık (istisnai), yemin. |
| 4. Sözlü yargılama | Tarafların son beyanları. |
| 5. Hüküm | Tapu iptali + davacı adına tescil, veya ret. |
| 6. İstinaf / Temyiz | Bölge Adliye Mahkemesi ardından Yargıtay (parasal sınır ve konuya göre). |
10. Yargıtay Uygulamasından Öne Çıkan İlkeler
- Yazılı delil esastır: “İnançlı işlemin varlığı tarafların imzasını taşıyan yazılı belgelerle kanıtlanmadıkça sadece tanık dinletilerek sonuca gidilemez.” (1. HD’nin yerleşik içtihadı)
- Başlangıç delili yeterli değildir: Sadece delil başlangıcı niteliğindeki belge, tanıkla tamamlansa dahi 1947/20-6 sayılı İBK nedeniyle yeterli sayılmamaktadır.
- Dürüstlük kuralı: İnanılanın iade borcundan kaçınması TMK m. 2 çerçevesinde hakkın kötüye kullanılması niteliğinde değerlendirilebilir.
- Yemin teklifi: Yazılı delilin bulunmadığı durumlarda davacı, davalının yemin etmesini isteyebilir; davalı yeminden kaçınırsa iddia ispatlanmış sayılır.
- Kötü niyetli üçüncü kişilere karşı dava: Taşınmazın el değiştirmesi halinde bu kişiler de davaya dahil edilebilir; ancak kötü niyetlerinin davacı tarafından ispatı gerekir.
11. Pratik Öneriler
- Taşınmaz devri gerçekleştirilmeden önce mutlaka noterde düzenleme şeklinde inanç sözleşmesi yapılmalıdır.
- Sözleşmede tarafların kimlik bilgileri, taşınmaz bilgileri, devrin amacı ve iade koşulları açıkça yazılmalıdır.
- Ödeme akışları banka kanalı ile yapılmalı, dekontlar saklanmalıdır.
- Tapuya şerh konulabilecek durumlarda (örneğin satış vaadi) şerh verilmeli.
- İnanılanın iade yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde makul sürede noter ihtarı çekilmelidir; bu, hem zamanaşımı hem de temerrüt açısından önemlidir.
- Dava açılmadan önce tapu sicil kaydı, vergi değer belgesi, belediye imar durumu dosyaya eklenmelidir.
12. Sık Sorulan Sorular
İnançlı işleme dayalı davada sadece tanıkla ispat mümkün müdür?
Kural olarak hayır. 1947/20-6 sayılı İBK uyarınca yazılı delil zorunludur. Ancak HMK m. 203’teki istisnai haller varsa tanıkla ispat olanaklıdır.
Taşınmaz elden çıkarılmışsa ne yapılır?
Üçüncü kişinin kötü niyeti ispatlanırsa ona karşı da dava açılır. Kötü niyet ispatlanamıyorsa davacı ancak inanılandan tazminat talep edebilir.
Dava ne kadar sürer?
Yazılı delilin niteliği, bilirkişi sayısı, keşif gereksinimi ve mahkeme iş yüküne bağlı olarak ilk derecede 12–24 ay, istinaf-temyiz dahil toplam 3–5 yıla uzayabilmektedir.
Miras bırakan inanan ise mirasçılar dava açabilir mi?
Evet. Davacı sıfatı mirasçılara intikal eder; miras payları oranında tescil talep edebilirler (TMK m. 599).
13. Sonuç
İnançlı işlem nedeniyle tapu iptal ve tescil davaları, uygulamada en karmaşık gayrimenkul uyuşmazlıklarından biridir. Başarının anahtarı yazılı delil ve somut olayın tüm koşullarını ortaya koyan sağlam bir vakıa anlatımıdır. Tarafların, inançlı işlemi kurarken profesyonel hukuki destek alması; dava açma aşamasında ise konuya vakıf bir avukatla çalışması hem hak kaybının önüne geçer hem de yargılama sürecini hızlandırır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın değerlendirilmesi için mutlaka bir avukata başvurulmalıdır.

